KalemKurusu » Mektuplar

Ahmet Altan’a Attığım Mail

Mektuplar 14 Eyl 2009 | 4 Yorum | 227 Kez Okundu

13.09.2009 tarihinde Taraf Gazetesi kurucusu ve genel yayın yönetmeni Ahmet Altan “Niye?” adlı bir köşe yazısı yazdı. Onun bir okuru olarak yazıyı okuduktan sonra bir mail atma gereği hissettim. İşte o mailin tam metni… Devamı…

Ve Yıllar Sonra Sende Bittin

Mektuplar 10 Eyl 2009 | 2 Yorum | 189 Kez Okundu

Ve yıllar sonra sende bittin. Her güzel şey gibi sende bir yerden sonra yok oldun. Sana yazdığım onca şiire karşılık yokluğunun da bir yazısı olmalı diye düşündüm. Nasıl ki ilan-ı aşk etiysem sana şimdi de öyle bir yazı yazmalıyım. Diğerleri gibi sitem ve isyan etmemeliyim belki. Belki tebessüm etmeliyim. Kim bilir belki yine ağlarım…

Bu yazıya “ Bir şeyler yazmalıyım bu ayrılığın üstüne… ” diyerek başladım. O kadar acizim işte gönlümden geldiği gibi yazmıyorum anlayacağın. Yazamıyorum… Ayrılık şarkıları üst üste çalsa da en damarından girse de şarkılar ruhuma bu yürekte eskisi gibi bir sızlama göremiyorum. Bunu söylemek ne kadar acı verir tahmin edebiliyorum. Sanırım sevgim azaldı… Aşkım belki çok zaman önce sönmüştü… Devamı…

Gitmek Üzere Olan Bir Küçük Umay’ın Ardından..

Mektuplar 11 Eyl 2008 | Yorum Yok | 35 Kez Okundu

Yorgunum.. Üzerimde yılların ve gidişlerin kokusu var. Bitkinim ve hiçbir şey hissedemiyorum. Ufacık kalbime aldığım darbeleri unutmak istiyorum. Yüreğimde bir may uyuyor siyahlar içinde. Üzerinden geçen çığlıkları görüyor rüyasında. Aynı zamanda camdan bir düş koruyor beyaz kanatlarının altında.Onunda üzerinde gidişlerin yorgunluğu var. Kalem tutmaktan yorulmuş elleri,kağıt dayanmıyor,yazıyor sayfalarca. Geçmişine dair ne varsa yazıyor. Geleceğe dair hiç umudu yok. Gitmek ve kalmak arasındaki ince çizgiyi yazıyor. Yada yalnızca gidenleri yazıyor. El sallamanın anlamını veya giden için ağlamayı yazıyor. Devamı…

Hoşça Kalın Sevgili Aşklarım

Mektuplar 3 Tem 2008 | 2 Yorum | 19 Kez Okundu

Gözlerimin ışıltısına ayrı bir renk kattığınız için, hepinize ayrı ayrı teşekkür etmek istedim. Bana yaşattığınız bu doyumsuz zevki bir daha bulamayacağım ama gitmek zorundayım… vedalardan hoşlanmam, Mehmet iyi bilirsin, yüreğimde sus pus olmuş gözlerinize bakarken. Dayanamazdım hasretinize…  Lütfen, sizi çok sevdim evet. ama bakın sizi terk ediyorum. Bana kızmayın, sadece onunla birlikte bir hayat, istediğim…. Yoo ağlama Harun! Gözyaşına tahammülümün olmadığını bilirsin. Devamı…

Öylesine Bir Mektup

Mektuplar 29 Haz 2008 | Yorum Yok | 21 Kez Okundu

Kelimeler eksik, kelimeler yaralı. Kelimeler cılız. Taşımıyor, anlatmıyor, tanımlamıyor bu duyguyu. Ben de…Çok başka bir şey. Sevginin ortasında, derin acılar hisseder mi insan? Aydınlık gülümsemelerin içine, hüznü yerleştirir mi durup dururken? Gözlerine buğu,diline sitem, yüreğine burukluk, çöreklenir kalır mi asırlarca? Gelmeyeceğini bildiği mektup için, posta kutusunu hep ayni heyecanla açar mi? Dedim ye, başka bir şey bu. Ne kadar yalnızsam, o kadar seninleyim su günlerde. Belki de en basta, tutup seni en derinlere koydum diye oldu bunlar. Kimseler ulaşmasın diye, kimselerin bilmediği, bulamayacağı yollara götürdüm seni. En derinlerde tuttum. Bana sakladım. Derine, hep daha derine… Seni yapayalnız, bir tek bana bıraktım. Paylaşamadım Yanlış yaptım. Sana ulasan yolları kaybettim diye bütün bu şaşkınlıklar. Kendimi oradan oraya vurmam. Sağımda, solumda, ne zaman dikildiğini bilmediğim duvarlara çarpmam, hiç görmediğim çukurlarla boğuşmam. Denizlerin, gürültüyle gelip vurduğu dehlizlerin, acili duvarları gibiyim. Devamı…

Bir Şubat

Mektuplar 17 Haz 2008 | 3 Yorum | 27 Kez Okundu

Şu an 1 şubat akşamı ve rüyamda yine sen vardın. Saat olmuş gecenin 3’ü, herkes uyumuş, annem, babam, kardeşim, bende uyumuşum ama gönlüm hep ayakta, aşkım hep ayakta, onlar hiç uyumadı ki. Seni tanıdığımdan, sana tapalıdan beri gözüme uyku girmedi aşkımın, sevdamın da. Ne tedaviler aradım, ne ilaçlar kullandım. Çaresi bir mucize bu hastalığın o da sensin. Ağlıyorum şu saat, unutma beni ağlatan sensin. Uyutmayan, hayatı zindan eden sensin. Ne hayat tat veriyor, ne o olmazsa olmaz dediğim bilgisayar, ne hava, ne ekmek, ne su,….. Devamı…

Belki

Mektuplar 1 Haz 2008 | 1 Yorum | 23 Kez Okundu

Belki Tanrı yanlış insanlarla tanışmamızı istedi. Doğru insanı tanımadan önce, böylece en sonunda doğru insanla tanıştığımızda, bu hediyenin ne yüce olduğunu anlamamız için. Belki mutluluk kapısı kapandığında, başkası açılıyordur. Fakat böyle zamanlarda kapanan kapıya öyle uzun bakarız ki, bizim için açılan diğer kapıyı görmeyiz bile. Belki en iyi arkadaşlık, sallanan bir koltukta beraber sallandığınız, tek bir kelime etmediğiniz ve giderken bunun hayatınızdaki en iyi sohbet olduğunu düşündüğünüz kişilerde saklıdır. Devamı…

Şehit Babaya Mektup

Mektuplar 23 May 2008 | 4 Yorum | 32 Kez Okundu

Yine seni özledim.Yine aklım karıştı baba..Özlem aklı karıştırır mı? Bunu öğretmemiştin bana.

Bugün benim doğum günüm.Şimdi sekiz yaşımdayım.büyüdüm erkek oldum ama hala anlamıyorum sen neden yoksun baba.Önlük bana çok yakıştı. Senin hep görmek istediğin gibi pırıl pırıl bir öğrenci oldum ama sen göremedin üzgünüm çok üzgünüm baba…Karlı bir kış günüydü.seni bir tabutun içine koymuşlardı.Yine çok yakışıklıydın. Derin bir uykuya dalmıştın.Çağırdım defalarca seslendim sana,cevap vermedin küstüm sonra.Hani söz vermiştin. Kartopu oynayacaktık ilk kar yağdığında. Hava çok soğuktu ama babannem ağlarken ”oooyyy ciğerim yanıyor” diyordu. Devamı…

Son Mektup

Mektuplar 3 May 2008 | 2 Yorum | 14 Kez Okundu

Hep şarkılarda dinlerdim. Hep kitaplarda okurdum. Nereden bilebilirdim ki bir gün ben de son bir mektup yazacağımı. Nereden bilebilirdim ki duygularımın kalem mürekkebinden mektup kağıdına akan yerde son bulacağını… Beni merak etme. Bir yerlerde nasıl olsa yaşamımı bir şekilde sürdüreceğim. Yüreğimde açılan derin duyguları kimseye hissettirmem. Sadece seni değil, kimseyi üzmem. Sen beni bilirsin gülüm, kendimi üzdüğüm kadar kimseyi üzmem. Son mektubuma da senden çok ben üzülüyorum biliyorsun ama şuan inan gülüyorum. Devamı…

Öyle Yorgunum ki

Mektuplar 1 May 2008 | 1 Yorum | 72 Kez Okundu

Durgun ve sessiz kelimeler var etrafımda dönüyorlar, yakalayıp okuyamıyorum… Ben çemberin içindeyim çemberin duvarları kelimelerle kaplı, bana bir şeyler anlatmaya çalışıyorlar ama her kelimenin anlamını tam da çözdüm derken çemberin duvarına çarpıyorum. Acı içinde yere düşüyorum yaralarım var onlar darbe almasın diye uğraşırken yeni bir darbe daha alıyorum. Sancılar içindeyim acılarımın doğumunu bekliyorum. Bu doğumun gerçekleşmesi kurtarır mı beni bu kaostan ve bu çemberden, Gücüm kalmadı acılarımı doğurmak istiyorum sessiz çığlıklarımla Yaşadığım yerde ses yok o yüzden sessiz çığlık atmalıyım. Koşmak istiyorum çığlık çığlığa bağırarak ağlayarak koşmak ve gitmek ama yaşadığım yerde ses yok. Ses yok ses çıkmamalı. Devamı…