Bize uzak denizlerin, huzur veren sesini eski devlet büyüklerinin parklarında arıyorum herhalde…
Ama havuzun sesi denizin sesine hiç benzemiyor.
İnce belli bir kız geçiyor önümden, uzun rapunzel saçları tüm belini örtüyor bir şal gibi… Çekiniyorum uzun saçlarını yazmayı;
Çünkü senin saçların dökülmekte,
Çünkü bunun suçlusu benim!
Ayakkabı boyacısı ne çokta konuştu.
Benim başım şişti bile, müşterisinin ki ne halde acaba?
Anladım;
Ayakkabı boyacılığı yaşlı, kısa boylu, çeneci, uçak şapkalı amcalardan başka kimseye bu kadar yakışmıyor, yakışmayacak! …
Elimde siyah bir kitap;
Takvimlerden yapılmış bir gelinlik var kapağında;
Görevini tamamlayamamış, buruk bir gelinlik…
Sayfalardan yüzüme vuran karamsarlığın işi ne ruhumda?
Burada işim ne benim melek!?
11 Mart 2009
| Yazar : Harun Kapan - Toplam : 90 Kez Okundu -